Toplum önüne çıkma korkusunu yenmek çok kolay

10 Eylül 2007 - performansi

SunumSen alanında en iyisisin. Bu pozisyona nasıl geldiğini anlatacak çok şeyin var bunu mutlaka paylaşmalısın. İlk başta kendi beyninde bir canlandırma yapıyorsun ve her şey çok güzel geçiyor evet bunu mutlaka anlatmalısın hemen hazırlığa başlıyorsun ve konuyu anlatmak için kürsüye çıkıyorsun, aman Allah’ım! bu da ne her yerin titriyor, yıllarca bildiğin ve herkesten başarılı olduğun konuları anlatacaksın ama ne yazık ki hiçbiri aklında değil. İçinde bir heyecan ve korku belirlemeye başladı oysa sen her şeyi biliyorsun ama ağzından bir kelime çıkmıyor tüm dinleyiciler bu başarıyı nasıl yakaladığını dinlemek için can kulağıyla ağzından çıkan kelimelere bakıyor ve sen heyecandan hiçbir şey söylemeden kürsüden iniyorsun. Bütün hayallerin yıkıldı herkes senin aslında başarılı olmadığını konuşuyor bu başarıyı başka birilerine ait olduğu dedikoduları yayılmaya başlıyor sen bunları duyunca birden kendini savunmak için tekrar kürsüye çıkmak istiyorsun oysa o şans bir defaya mahsus verilmişti. Artık kendine güvenin kalmamıştır. Bu korkunun nedenini araştırıyorsun. Neden bütün bilgiler o an aklından uçmuştu ve uzamanlar şöyle diyor;

“ Toplum karşısında, mikrofon ve kamera karşısında konuşurken yüzleştiğiniz en büyük engel, korku ve heyecandır. İlk defa yaptığınız her iş önce heyecan ve korku oluşturur. Korku anında dolaşma sistemi içerisinde, gerginlikle orantılı olarak aşırı kortizol salgılar. Bu durum düşünce akışını engeller. Kişi bu anda olumlu duygularını kaybeder. Daha ileri düzeyde elleri ve hatta tüm vücudu titrer. Kalp çarpması ve kan dolaşımı hızlanır. Davranışların kontrol edilmesi zorlaşır. Adrenalin seviyesi yükselir, eller ve koltuk altları terler, ağız kuruluğu başlar, ses titremeleri oluşur …”

Korkuları yenmek öğrenilebilir mi? Her insan için bu sorun var mıdır? Soru sormaya başlamışsan şanslısın bütün bunların çözümü vardır ilk başta kendinizi tanımaya başla

Sen kimsin? Kendini nasıl tanımlarsın?

Geçmişinde yaşanmış olayları göz önüne alarak bu cevabı bulabilirsin. Bu iş için günlük tut birçok faydasını göreceksin.

Kendini tanımlama mekanizmaları nelerdir?

Bunlar bir yaşam boyu geliştirdiğin ve düzenli olarak kullandığın “Sinirliyim, utangacım, sakarım, unutkanım …” gibi ait olumsuz ve “Sevilmeye değerim, müzikte iyiyim, sempatiğim, çalışkanım …” gibi olumlu tanımlayıcılarındır(etiketlerindir).

Kürsüden inmen bu olumsuz etiketlerinden dolayı olmuştu, eğer biraz daha sabırlı olsaydın heyecanının giderek azaldığını fark edecektin. “Demek ki her insan heyecanlanır bu korkuyu yenmek için olmalı ki açılış konuşması uzun sürer. “

Olumsuz etiketler yüzünden şuan hayatım mahvoldu bunlardan bir an önce kurtulmalıyım

Olumsuz etiketleri olumluya çevirmeye başlayarak onlardan kurtulmak mümkündür. Her şeye pozitif açıdan bakmak lazım burada pembe gözlük takıp polyannacılık yap demiyoruz eğer ortada senin hayatını olumsuz yapacak etkenler varsa bunu kaldırmak için bir güce ihtiyacın var o yüzden hayata olumlu gözlerle bakman lazım. Sorunlar her insan için vardır ve önemli olan başımıza bir kötü olayın gelmesi değil onu lehimize çevirmek ve vicdanımızın rahat olmasıdır. O gün kürsüden indiğin için hayatının mahvolduğun düşünüyorsun ve bu sorunu olumsuz etiketlere bağlayarak istemeden aynı şeyi yapıyorsun.

İyi de olumsuz etiketlerden nasıl kurtulacağım?

Olaya şöyle bakarak “O gün kürsüden inmeseydim bu sorunum ömrüm boyunca devam edecekti belki başıma daha da kötü olaylar gelebilirdi, artık böyle hataya kapılmayacağım. Sarsılan imajımı kurtarmak için neler yapabilirim? ” diyerek kurtulabilirsiniz. Unutma Edison ampulü bulmak için bin defa hata yaptığı halde başarıncaya dek vazgeçmedi ve hep olumlusunu düşündü. Edison’un yaptığı polyannacılık mıydı?

 

Etiketlerden kurtulmak ve özgüveni geliştirmek

Beynin emrine amadedir. Sen ne istersen beyin onu yapar eğer mutlu olmak istersen sadece mutlu olmayı iste. Olumsuz etiketler beynindeki otomatik emirlerdir yani sen o emri vermeseydin beynin yapmayacaktı o yüzden kendi beynini suçlamaya gerek yok. Hemen ona daha önce verdiğin emirleri yapmamasını söyle artık otomatik emir verirken dikkatli ol. Otomatik emirler senin etiketlerdir o yüzden etiketlere dikkat etmeye çalış ve özgüveni kaybetmemenin yollarını ara.

Bu etiketler nasıl oluştu ve kendine olan özgüvenin nasıl azaldı?

İletişimi azaltan olumsuz etiketlerin birçok sebebi olabilir o yüzden hayatta yaptığın her davranışlara dikkat etmelisin. Bu sebepler;

  • Zihinsel gerilik,
  • Hayatta hep bir noktaya odaklanmak, bilgisayar kullanıcılarında çok sık rastlanır. Online kolik olmanın sebebi de budur.
  • Yanlış öğretim yöntemleri,
  • Yetersiz konuşma ve dinleme yöntemleri. Bütün insanların bizi dinlemesini isteriz oysa biz karşı tarafı dinlemeyi biliyor muyuz?
  • Elverişsiz çevresel etkenler; suskun evler, anne-baba ile özdeşleşme yokluğu, soğukluk…
  • İşitme bozuklukları gibi engeller olabilir günümüzde engellilerin başarılarını görünce bu da düşündürücü oluyor.

Sıralanabilir.

Özgüveni geliştirmek ve etiketlerden kurtulmak için neler yapılmalı?

İlk etapta kendine bir hedef belirle ve kendini iyice tanımaya çalış. En kuvvetli rüzgâr bile yolunu bilmeyen gemiyi limanına ulaştırmaz.

 

Kendi evini düşün eğer sen mobilyaların yerini hiç değiştirmezsen zamanla ev sana sıkıcı gelecektir hatta temizliği yapmadığını düşün ev artık yıkılmaya yüz tutacaktır. Zihnin de evin gibidir zihnini sürekli canlı tut onu otomatiğe bağlamayı bırakmalısın. Her zaman işe giderken gittiğin yoldan farklı bir yola sapman ona çok şey katacaktır, küçük şeylere dikkat et ve beynini ödüllendirmeyi öğrenmelisin. Korkuyu yenmenin başka yolu var mı?

Yararlanılan kaynaklar ;

Toplum önüne çıkma korkusu

Tüm detaylarını en ince ayrıntısına kadar anlatılmış güzel bir kaynak.

Etkili konuşma teknikleri

Etikili konuşmak için bir kaç yöntem sunulmuş.

Toplum önünde etkili ve başarılı konuşma

Birol Vural’ın bu kitabı bir çok yönde size ışık tutacaktır.

İlgili yazılar:


Etiketler : , , , , , ,
Kategori: kendini gelistirme teknikleri Yorumlara Abone ol: RSS 2.0

Yazıyı hızlı paylaş linki : EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

bu yazı için 13 kişi fikrini belirtmiş;

  1. ferhat diyor ki:

    evet gerçektende oyle bazı hocalarımız vardı okulda o kadar bılgılı ıdılerkı konularında ama derse geldıklreınd resmen konusamazlardı bu yazıyı onlarında okumasını dılerım :D yararlı olur dıye dusunuyorum

  2. mzffer diyor ki:

    Korkmamayı düşünmek bize korkmayı öğretir, unutmayın siz sahnede konuşurken karşınızdaki insanlar da aynı sizin gibi bireylerdir sizi yanlış anlamak isteyen bırakın anlasın. Amacınız bilgi vermek ise bu sizleri strese sokmamalıdır. 100 kişiden 1 kişiye karşı verimli olursanız bu sizi sevindirmeli ve daha sonra verimli olmak için kişi sayısını artma işlemine girmelisiniz. Konuşma korkusu nasıl yenilir yazısını okumanızı tavsiye ederim bir kaç farklı görüş var.

  3. deniz diyor ki:

    bu site çok ii odevime yardımcı oldu

  4. mesut diyor ki:

    aslında kormak kormamak kadar güzel kormasydınız biz şimdi bunları yazıyor olmazdık tüm korkulara eğer kokuları hep korkular olsaydı …deyil tabi hep aynı noktada kalmayışınızda bizi farklı yapan değilmi bırakın korkalım ki korkularda öğrensin korkularızı o zaman öğreniriz ilerlemeyi

  5. EMİN GÜL diyor ki:

    benimkisi konuşmaktan bile daha öte hiç kimsenin yanında bile konuşamıyorum çekingenlik beni yönetiyor…

  6. performansi diyor ki:

    @emin kardeşim;İşe konuşmayı öğrendim ile başlayabilirsin. Unutma bütün insanlar ilk defa yaptıkları şeyler için heyecanlanırlar futbulcular antreman yapmasalardı hiç gol atabilirler mi? Heyecanı yenmek için de aynı şey, ilk başta olumsuz düşünmeyi bir kenara bırakıyorsun sonra seni heyecanlandıran konuları tek tek tespit edip hayatından atıyorsun. Buna kişisel gelişim stratejisi deniliyor(NLP diye geçer). Sonraki yazımda bunun üzerinde duracağım. Eskiden bir laf vardı insanlar konuşa konula hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar. Burada üzerinde durulması istenilen dinlemeyi öğrenmektir. Sözü azcık değiştirip anlaşmak için artık bütün duyu organlarımızı da kullanmamız gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bir resim bin yazıya ibrettir atasözü gibi

  7. muradu diyor ki:

    abartılacak kadar olmasa da benim de toplumda çekinen bir yapım vardı bi zamanlar, kimse konuşmadan konuşmam, selam vermeden selam vermezdim. Tabi biraz daha ergenlik dönemi civarıydı. Valla yaklaşık 2 senedir blog tutuyorum bunun faydasını çok çok gördüm ve görüyorum. Paylaştıklarınızın başkaları tarafından okunup yorumlanması, benim içimde olan toplumdan çekinme hastalığımı yenmede yardım etti.

    Blog yazmayanlara da tavsiye ederiz… :)

  8. Betül diyor ki:

    Güzel bir yazı olmuş=)Aslında bu korkuyu yenmek çok basit!
    Eskiden toplum önünde konuşmaktan hiç çekinmezken,son 1 yıldır bendede bu sorun ortaya çıktı..bunu aşabilmek için,geçmişte buna sebep olan olayları yaşanmamış olarak kabul ettim,hiç düşünmedim!Eskisi gibi konuşmaya başladım,oldukça rahattım…
    Hatta sınıfta eskisi gibi en çok konuşan ben oldum: ))Ve inanır mısınız konuşmaya başladığımın daha 1. haftasnda çoğu öğretmenn gözdesi oldum..artık daha çabuk konsantre olabiliyor,bir işi çok kısa sürede bitirebiliyordum…sınav öncesi diğerlerinden çok daha az bir çalışmayla yüksek not alıyordum,öğrendiğim birşeyi konuşma kaygısı olmadan anlattığımda performasımın çok daha üstlere çıktığının farkına vardım: ))
    Ama bu aralar tekrar konuşma sıkıntısı ortaya çıktı(anlama kabiliyetinizi olumsuz etkilio)ama..olumlu düşüncelerle aşabilirim..aştığım gibi..olmazsa hayatımın istediğim bir bölümünü düşüncelerimden çıkarır,devam ederim…=)Bu sorunu fazla büyütmeyin ve aşmaya çalışın..toplumun gözdesi olduğunuzda yeteneklerinizin farkına öyle bir varıyorsunuz ki..=))

  9. performansi diyor ki:

    @Betül
    Çok güzel bir tespit yaptınız. Olumsuz düşünce derken ben endişeyi kastediyorum olumlu ise sonucu en iyi olacak şekilde etkileyecek olan gerçekler. Ne yazık ki insanlar endişelenmeyi tercih ediyor ve gerçekler acı olduğundan hep kaçıyorlar sonuç ise saydığımız sıkıntıları doğuruyor. Gerçekler ne olursa olsun bunu kabul etmeliyiz ve hiçbir zaman unutmamalıyız ki çözümsüz problem yoktur sadece çözüm probleme göre biraz zaman alır.

  10. muro diyor ki:

    yaw şimdi korkmak bazen iyi bazen kötüdür ama gereksiz yerde kormak doğru olmaz korkmamak için biliyorsanız:AYET-EL KÜRSİ duasını okuyunuz ve ardından 10 saniye bekledikten sonra korkmak değil aksine daha fazla cesaretleneceksiniz

  11. Emin Gül diyor ki:

    Arkadaşlar korkularımızın temelini benimkiler dahil cehalet oluşturur.Cehaletin törpülenmesi de bilgi ve pratikle mümkündür.Ben bir zamanlar bu çekinme ve korkma işini bayağı abartmıştım.Arkadaşlarımdan,öğretmenlerimden,kişilerden,olaylardan kaçmayı bir kurtuluş olarak görüyordum.Eleştiriye aşırı duyarlı,korkularda fiziksel tepkiler gösteren,kendini savunamayan birisiydim.Ama birgün kendi acizliğimi gözden geçirdiğimde şunu söyledim.Ben bir bireydim ve pasiflik benim yaşantım olamazdı.İşe az uyuyup,çok kitap okuyarak,dengeli beslenip düzenli spor yaparak başladım.Zaaflarımı,korkularımı,eksiklerimi bir kağıda yazıp sonuçlarına inanarak yüzleşmeye başladım.İmkanı olan terapi görsün olmayansa aynanın karşısında uzun süren konuşmalar yapsın.Karşısındaki kişinin statüsü ve kimliğini düşünmeden hayır diyebilme vasfını kazansın.Seminerlere ve söyleşilere katılsın.Üzüntüsünü dostlarla paylaşsın ya da kağıda döksün.Bu ödevlerin tümünü yerine getiren yarının lider adayı olacaktır…Hepinize BAŞARILAR

  12. halit diyor ki:

    merhaba benim sorunum cok çekingen ve utangac kendini sıkan bir bayanın yanına gidince sıkılan cok heycanlı her şeyi içine atan karşındakine kendimi tam manasıyla ifade edemi yorum bu da beni yiyip bitiriyor kendimi vazla sıktıgım için kalp rahatsızlıgı yaşıyorum bu konu ları aşmamda bana yardımcı olursanız sevinirim şimdiden teşekkür ederim

  13. performansi diyor ki:

    @Halit
    Sıkılgan ve utangaç insanlar ortama durmadan negatif enerji dağıtırlar. Eğer onlara yarnmak ya kendinizi onlara ifade etmek isterseniz doğal olarak onların enerjisinden siz de etkilenirsiniz. Bunu bizzat yaşadım. Sonuç olarak sizin dediğiniz durum çıkıyor. Bu durumda ne yapman gerekir?
    Anladığım kadarıyla negatif enerjiyi dağıtmak için konuşmaya çalışıyorsun heyecandan bazen onu da beceremiyorsun onu etkileme girişimlerine giriyorsun ne yazık ki her seferinde başarısız oluyorsun. Unuttuğun bir şey yok mu burada?
    İnsanlar görsel,kokusal, dokunsal ve işitsel iletişim kullanırlar sen işitsele odaklayınca diğerleri kalıyor. Çekingen insanlar genelde dokunsal iletişim kullanıyor. Bayan dediğin eğer sevgilinse durum çok basit değilse de bunları biraz aşamalı yaparsın. Şimdi çözüme doğru yol alalım.

    Daha önce başına gelen tüm sorunları unut. Senin heyecanlı olmanın sebebi yanlış iletişim kullandığından dolayıydı. Şimdi biliyorsun ki sıkılgan insanlar ilk etapta vucut diliyle konuşuyorlar ardından iyice etkileşim kurulduğunda konuşacaklarını da biliyorsun. Onun yanındayken aklında tek bir şey kalsın ben onu anlayınca o da beni anlayacak daha seni anlamadan konuşmaya kalkma. Eğer biraz sabırlıysan başarılmayacak bir şey yok git otur karşısına hatta elini tut sana güvenebileceğini hissetir. Sen güçlüsün ve hep pozitif enerji dağıt . Onun konuşmasını bekleyeceğine, duruşunu tavrını ilzle bir değişiklik olduğunu fark edeceksin.

    Boşuna dememişler eğer söz gümüşse sukut altındır diye.
    Dediklerimi uygula hiç vazgeçme belki ilk başlarda bir faydası olmaz ama daha sonra kesinlikle göreceğine inanıyorum. Bir gelişme olursa tekrardan yazarsın değerlendiririz.

Blog ohbe bilgisayar ve internet kullanım performansını geliştirme teknikleri öğrenmeyi ve öğretmeyi hedeflemektedir.